turkusozu.com'u
beğenin
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
   
Türkü Sözü Nota Hikaye Video Sanatçı Albüm
22 Mayıs 2018 Salı
Ne aramıştınız ?
Ana menü
A
B
C
D
E
F
G
H
I
J
K
L
M
N
O
P
R
S
T
U
V
Y
Z
Türkü Adı : Pehlivanlı Halit Bey
Yöresi : Yöresi Bilinmiyor
1826'da Yeniçeri ocağı'nın II. Mahmut tarafından kaldırılması, 1827'de Navarin olayı, 1829 Osmanlı-Rus savaşı, Osmanlı Devleti'ni büyük bir mali krize ve otorite boşluğuna sürüklenmişti. Bundan yararlanmak gayesiyle Mısır'da entrikalar çeviren Kavalalı Mehmet Ali Paşa, buradaki valileri tedirgin etmiş ve nüfuzunu iyice arttırmış, Babıâli onu Mısır valiliğine atamaya mecbur kalmıştır.

İsyana bahane arayan Mehmet Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşa kumandasında karadan ve denizden 30.000 kişilik bir orduyu Anadolu'yu istila etmek maksadıyla Suriye'ye gönderdi.

Yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı, devletin malî bünyesi sarsılmıştı. Bu durum, hükümetin, yoksul Anadolu halkından daha fazla vergi, asker ve mühimmat istemesine neden oldu. Voyvoda ve mütesellimler, isteği karşılayamayan halka baskı yapmaya başladı. Baskılar, halkın devlete olan güvenini sarstı. Anadolu'da yer yer isyanlar başladı. Rize ve Hopa'da Tuzcuoğulları isyanı, Kastamonu'da Tahmiscioğlu ve Aydın'da Atçalı Kel Mehmet isyanı, bunların en önemlilerindendir. Halk bu isyancıları kurtarıcı gibi görüyor, âsilere yataklık ve yardımda bulunuyor, bazen de bunlarla birlikte isyana katılıyordu. Pehlivanlı aşiret beyi Hacı Halit Bey'in isyanı da bu ortam içinde ortaya çıkmıştır.

Halit, Bozok sancağına bağlı Pehlivanlı aşiret beyi iken, devlet adına halktan topladığı parayı gasbettiği gerekçesi ile, Bozok sancağı mutasarrıfı Salih Paşa tarafından yakalanıp hapse atıldıktan sonra, Kastamonu'ya sürgün edilmiş idi. Bir yolunu bulup Hicaz'a firar eden Halit Bey, bir müddet sonra Şam'a gelmiştir. Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim'in Haziran 1832'de Şam'ı işgali sırasında burada bulunan Halit Bey, İbrahim Paşa'yla yakın temas içindedir. Hatta birlikte hareket etmektedirler.

Suriye'yi ele geçiren Kavalalı İbrahim Paşa, Temmuz 1832'de Belen'de Hüseyin Paşa kuvvetlerini yendi. Bu suretle Urfa, Adana ve Maraş, ibrahim Paşa'nın kontrolüne girdi. Mısır ordusu Anadolu içlerine ilerleyip Konya ve yöresini kolaylıkla işgal etti.

ibrahim Paşa ile Halit Bey'in sistemli bir şekilde yaptırdığı propoganda, Anadolu halkını merkezî hükümetten ayırmıştı. Halit'in pehlivanlı aşiretine mensup olması da bu propogandanın halk arasında çabuk kabul görmesinde önemli rol oynuyordu. Anadolu'yu kendisine tâbi kılmak isteyen İbrahim Paşa, Çankırı ve Bozok mütesellimliklerini, Yeni-İl voyvodalığını Halit Bey'e vermiş, Halit, bu bölgelere emirnameler göndermeye başlamıştı.

Bu sıralar, Pehlivanlı aşireti içine dönen Halit Bey, aşiret içinde beylik konusunda anlaşmazlığa düşerek, karışıklığa neden olduğu için, Bozok mütesellimi Şakir Bey tarafından yakalanıp ikinci kez hapse atılmış idi. Kapıcıbaşı Şakir Bey, Çapanoğlu Süleyman Bey'in kethüdalarından birinin oğludur. Halit'in Şakir Bey'in emriyle hapse atılmasına yakılan ağıt:

Şakir Efendi dedim geldim yanına
Bu iş yakışır mı senin şanına
Nasıl zincir taktın iki koluma
Ben bir bey oğluyum eller utansın

Kalaba da benim gönlüm kalaba
Tüfeğimi koydurdular dolaba
Bilse idim gider idim Halep'e
Ben bir bey oğluyum eller utansın

Şakir Bey derler de boyuma baktı
Demir puhaları koluma taktı
Olanca tüylerim ayağa kalktı
Ben bir bey oğluyum eller utansın

Bir yolunu bulup ikinci kez hapisten kaçan Halit Bey, Konya tarafına gitmiştir. Mehmet Paşa, Halit'in boş laflarına aldanarak, tutuklamayıp, serbest bırakmış, ayrıca kendisine Aşiret beyliğini iade etmişti. Bu durum ise Rauf Paşa tarafından İstanbul'a bildirilmiştir. Halit'in önceki yaptıklarını dikkate alan Babıali, Orduyu Hümayun gelinceye kadar, Rauf ve Mehmet paşalar vasıtasıyla Halit Beyi oyalamak maksadıyla, beyliğine dair kendisine düzme kağıtlar gönderilmiştir. Halit, Orduyu Hümayunun Konya'dan Akşehir'e çekilmesi sırasında, İbrahim adlı bir şakinin yanma gitmiş, başına bazı çapulcuları toplayıp, kendi aşireti başta olmak üzere Kırşehir, Nevşehir, Niğde ve Yozgat (Bozok)' ı talan etmiştir.

Devlet, bu ayaklanmayı bastırmak için, Kayseri mutasarrıfı Osman Hayri Bey ile Bozok mütesellimi Şakir Bey'i tayin etmişti. Trabzon ve Sivas valisi Seyyid Osman Paşa, Konya'daki Osmanlı ordusuna katılmak üzere Kayseri'ye geldiği günlerde, isyan nedeniyle bu yöreler oldukça karışıktır. Yörede yaşayan halk, asileri tuttuğunu, dolayısıyla ordunun buradan ayrılmasının doğru olmayacağını Osman Paşa merkeze bildirmiştir.

Yozgat sancağını ele geçiren şaki Halit Bey, bir gece yarısı Yozgat'a girmiş ve kendi adamı olan Aksaraylı Hacı Bekir adlı birini şehre mütesellim atamıştır. Seyyid Osman Paşa, 4 Ocak 1833 tarihli Kaimesinde (uzunca bir kağıda yazılan buyruk) Halit'in Yozgat'a girişini şöyle açıklar.

"Adı geçen şaki Halit, şehre girip bir mütesellim atayarak, fazla asker ile Yozgat'ı işgal etmişti. Buranın ahalisi dahi hainlere meyil ve taraftarlık ederek kötüleri şehrin içine davet etmişlerdi. Bu olanlar, bir haber çerçevesinden Yozgat mütesellimi Şakir Bey tarafından merkeze ihbar edilmiştir."

Osman Paşa'nın şu Kaimesi de Halit'in bu bölgelerde nasıl korku ve dehşet saçtığının bir kanıtıdır.

Önceden de bildirildiği üzere, Hain Mısırlılar ile gelen Pehlivanlı Halit adıyla bilinen şaki, bu havaliye gelip kötülük ve fesat edip, başına bir takım eşkıya toplayıp, Gümüşkâne Ma'deni? (Keskin) Pehlivanlı aşireti ile Bozok sancağının çoğunluğunu istila etmişti. Bozok mütesellimi Şakir Bey, Kayseri mutasarrıfı Osman Hayri Paşa'dan yardım istemiş, Osman Hayri Paşa'ya bağlı asker, top ve mühimmat ile Şakir Bey burayı kuşatmaya başlamıştı.

İşgal ve korku nedeniyle Ürgüp'te İbrahim Paşa ve Halit'i tanıyan şehirler arasındaydı. Seyyid Osman Paşa, burayı asilerin elinden almak için kuşatmıştı. Ürgüp'e ait Kaime'de olay şöyle anlatılmaktadır:

"Ürgüp kasabası halkı da Mısır'da gelen asilere tabi olmuşlardı. Bölgenin arazisi çetin ve taşlık olup, halkı çok kalabalık olduğundan, bir çatışmada büyük kayıplar verilmesinden korkulduğu için, memurlar vasıtasıyla yöre halkına nasihatler yazılıp gönderilmişti. Yazıyı getiren memurlarımız, yöre halkı tarafından büyük bir cesaretle zor kullanılıp dövülmüş ve kovulmuştu. Üç defa ikazdan sonra, adıgeçen kasabanın üzerine varılıp bu defa dahi halkın söz dinleyeceği düşüncesi hakim iken, halk kasabanın dışına yaptıkları mevzi ve siperlerde saklanmış idi. Askerlere muharabeye teşebbüs emri verilme ile, on beş dakika dayanma gücü kalmayıp darb ve zor kullanılarak kasabaya kolaylıkla girilmiş idi. Elebaşıları olan 50-60 kişi, kılıç ve silahlarıyla derhal yakalanıp zincire vurulmuştu."

Ürgüp'te geri çekilen Halit, buraya iki saat mesafedeki Uçhisar'a dört bin kadar eşkıya sevketmişti. Halit, burada da tutunamayıp yenilmiş. Nevşehir'e gerileyen Halit, burada tutunmaya çalışmış, fakat askerimizin üzerine gelmesiyle direnme gösteremeyip askeriyle birlikte Aksaray tarafına gitmiş idi. Hiç bir direnmeyle karşılaşmayan Osman Paşa, 8 Ocak 1833 gecesi ordusuyla Nevşehir'e girmiştir.

Aksaray, Ortaköy üzerinden Kırşehir yönüne giden Halit Bey, Ekecik Dağı eteklerinde saklanan Delibaş Mehmed adlı eşkıya ve adamlarını yakalayıp bunların halkta ve kervancılarda gasbettiği malları yöre halkına dağıtmıştır. Kuruağıl köyünden eğlenip Kesikköprü'den geçtiği anda burada pusu kuran hükümet kuvvetleriyle çarpışmış, onları yenerek Kırşehir'e yönelmiştir. Kendi aşiretini istila etmek isteyen Halit Bey, askerlerine "Savaşmak için karşınıza çıkan Pehlivanlı atlılarının oyununa germeyiniz. Onlar, sizi öyle bir bölgeye çeker ki hepiniz bu sarp yerde mahvolursunuz." tenbihinde bulunmuştur. Direnmeyi kıran Halit, kendi aşiretini ikinci kez istila etmiştir. Bu olay hakkında söylenen bir ağıt:

Halit Bey derler de değmesin nazar
Aşiret içinde koç gibi gezer
Elinde kargısı ordular bozar

Olur mu Halit Bey böyle olur mu
El bağlayıp divanında durur mu

Atımı sürdüm de Deveboynu'na
Gafil düştüm Halit Beyin oynuna
İpek kaftanımı basın koynuma

Olur mu Halit Bey böyle olur mu
El bağlayıp divanında durur mu

Söyleyin Pehlivan beyleri gelsin
Ordular bağlayıp önümde dursun
Bekir Bey önünde çarhacı olsun

Olur mu Halit Bey böyle olur mu
El bağlayıp divanında durur mu

Yusuf Beyim konağında oturur
Hüseyin Bey düşmanını bitirir
Alaylar bağlayıp sürer getirir

Olur mu Halit Bey böyle olur mu
El bağlayıp divanında durur mu

Bilse idim ben giderdim uzağa
Şakir Bey düşürdü beni tuzağa
Kurban olsun elli paşa yüz ağa

Olur mu Halit Bey böyle olur mu
El bağlayıp divanında durur mu

Diğer yandan Niğde mütesellimi Mehmet Ağa, kendisine bağlı bir kuvvetle Kayseri'den hareket etmiş, Niğde'ye gelmiş, fakat halk, Halit taraftarı olduğundan Mehmet Ağa'yı şehre sokmamıştı. Arazisi taşlık ve zor olduğundan, teslim olmaları için haber yollanmasına karşılık, çokluklarına güvenen halk, şehrin dışına hendek ve siper kazarak direnmeye başlamışlardı. Ordunun üzerlerine gelmesiyle çabuk bozulup şehrin içine doğru kaçmaya başlamışlardı. Peşisıra giden askerlerimiz, ileri gelen kırk elli kişiyi idam edip şehri ele geçirmiş idi.

Yozgat, Kırşehir, Nevşehir ve Niğde yörelerini talan eden Halit Bey, 1833 Mayıs'ında padişahla Mısır valisi arasında imzalanan Kütahya anlaşması gereğince Anadolu'da gücünü kaybeden İbrahim Paşa ile Halep'e gitmiştir. Yakınlarının anlattığına göre, halkta gasbettiği altınları 20 deve, kırk katıra yükleyip götürmüş, bu parayla büyük çiftlikler satın alıp Halep'te yaşamını sürdürmüştür.

Kaynak: Zuhuri Danışman, Osm. İmp. Tarihi, İst. 1996,C.11-12, s.263-264; Mücteba İlgürel, Pehlivanlı Aşireti Beyi Hâlid'in İsyanı, İst. Üni. Ed. T. Dergisi nr. 23, 1969, s. 13-22. Münir Aktepe, Tuzcuoğulları İsyanı, İst. 1953,C.III, Sayı 5-6, s.21-52. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Kastamonu'da Tahmiscioğlu Vakası, T. Sem. Dergisi 1-2, İst. 1937. Çağatay Uluçay, Atçalı Kel Mehmet İsyanı, İst. 1968; Kaime, Hat. Hüm. Tas. nr. 20142-143, Başb. Arş; Osmanlıca Yazma 3/23; Kaime, Hat. Hüm. Tas. nr. 39746-47, Gen. Kur. Bask. Arş; Kaime, a.g.e. 20142-48; Kaime, a.g.e. 20142; Osmanlıca Yazma 2/4; Osmanlıca Yazma 2/5; Kaime, Hat. Hüm. Tas. nr. 20142-43; Baki Yaşa Altınok, Halep ve Orta Anadolu Ekseninde Bir Oymağın Tarihi (Pehlivanlılar), Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, Yıl 8, Sayı 22, 2002, s. 49-67. Murat Başer, Kırıkkale, Yeniyapan Köyü, 1930 Doğ. İlkokul; Öyküleriyle Kırşehir Türküleri, Destanları, Ağıtları - Baki Yaşa Altınok, Oba Yayıncılık, Mayıs - 2003, Ankara, s.132-133-134-135-136-137

Yayımlanan türkü hikayeleri paylaşım amaçlıdır. İstenildiği takdirde kaldırılabilir. TurkuSozu.Com'da yayımlanan türkü hikayeleri ticari olarak kullanılmamaktadır. Bu sayfadaki türkü hikayesinin hatalı olduğunu düşünüyorsanız veya kaynak eklenmesi durumunda lütfen "Hata ve Görüş Bildir" butonuna tıklayarak açılan sayfaya gerekli açıklamayı yazınız...