turkusozu.com'u
beğenin
 
Kullanıcı Adı :
Şifre :
   
Türkü Sözü Nota Hikaye Video Sanatçı Albüm
28 Kasım 2014 Cuma
Ne aramıştınız ?
Ana menü
Türk Halk Müziği Çalgıları (Enstrumanları)

 

Sınıflandırma yaparsak :

1-Telli Çalgılar

a) Mızrapla çalınanlar
b) Parmakla çalınanlar
- Bağlama
- Tar


2-Yaylı Çalgılar


- Kabak Kemane
- Karadeniz Kemençesi


3- Nefesli Çalgılar

- Zurna
- Kaval
- Çığırtma
- Mey
- Tulum
- Sipsi
- Çifte


4-Vurmalı Çalgılar

- Davul
- Nağara
- Tef
- Kaşık

 

 

 

-------------------------------------------------------------------------

 



 


1-Telli Çalgılar

Bağlama :

Ülkemizde kullanımı en yaygın olan telli bir Türk Halk Çalgısıdır Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, Bağlama, Divan sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz Irızva, Cura, Tambura vb adlar verilmektedir
Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı Curadır Curadan biraz daha büyük ve curaya göre bir oktav kalından ses veren çalgı ise Tamburadır Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise Divan Sazı'dır Tamburaya göre bir oktav kalından ses verir

Bağlama; Tekne, Göğüs ve Sap olmak üzere üç ana kısımdan oluşmakatadır Tekne kısmı genelde dut ağacından yapılmaktadır Ancak dut ağacının dışında ardıç, kestane, ceviz, gürgen gibi ağaçlardan da yapılmaktadır Göğüs kısmı ladin ağacından, sap kısmı ise gürgen, ak gürgen veya ardıç ağacından yapılmaktadır

Sap kısmının tekneden uzak kısmı üzerinde tellerin bağlandığı Burgu adı verilen parçalar vardır Bağlamanın akordu bu burgular kullanılarak yapılmaktadır Sap kısmı üzerinde misina ile bağlanmış perdeler bulunmaktadır Bağlama Mızrap veya Tezene adı verilen kiraz ağacı kabuğu veya plastikten yapılan araçla çalındığı gibi bazı yörelerimizde parmakla da çalınmaktadır Bu çalım tekniğine Şelpe adı verilmektedir

Bağlama üzerinde ikişerli veya üçerli guruplar halinde üç gurup tel bulunmaktadır Bu tel gurupları değişik biçimlerde akort edilebilmektedir Örneğin bağlama düzeni adı verilen akort biçiminde alt gruptaki teller yazılış itibariyle La,orta guruptaki teller Re,üst guruptaki teller ise Mi seslerini vermektedir Bu akort biçimi dışında Kara Düzen, Misket Düzeni Müstezat, Abdal Düzeni, Rast Düzeni vb akort biçimleri de vardır

 

 

Tar : 

Tezeneli bir Türk Halk çalgısıdır. Ülkemizde Kars yöresinde yaygın olarak kullanılmaktadır Ayrıca Azerbeycan, İran, Özbekistan ve Gürcistan'da da yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Teknesi, büyükleri birbirinden farklı iki çanaktan oluşmaktadır ve genellikle dut ağacından yapılmaktadır Göğüs kısmı üzerine manda veya sığır yüreğinin zarı gelmektedir Sap kısmı sert ağaçtan yapılmaktadır ve üzerine misinadan perdeler bağlanmaktadır

Tar üzerinde iki ana gurup tel bulunmaktadır Birinci guruptaki teller melodi çalımında kullanılmaktadır ve ikişerli olmak üzere üç gurup telden oluşmaktadır Diğer gurup teller ise Kök ve Zeng adı verilen, çalınan makama göre akort edilen ve tınının zenginleşmesini sağlayan tellerdir.

 

2-Yaylı Çalgılar

Kabak Kemane:

Türk Halk Müziği'nin telli, yaylı ve deri kapaklı sazlarımızın tek örneğidir. Menşei Orta Asya'ya dayanmaktadır. Kabak kemane, Türkiye’de özellikle Batı Anadolu’da (Ege Bölgesi’nde) yaygın olarak kullanılan bir sazdır. Kabak, kabak kemane, rebap (Güneydoğu Anadolu’da rubaba, Hatay yöresinde hegit) ve ıklığ gibi adlar ile bilinmektedir.

Orta Asya Türkmenlerinin Gijek adını verdiği ve Azerbaycan halk müziğinde Kemança adıyla kullanılan çalgı da aynı köktendir. Gövdesi kabak veya hindistan cevizi, göğsü deri, iki veya üç telli olan bir halk çalgısıdır. Yörelere ve biçimlerine göre farklılık gösterir; Yay için at kılı kullanılması tercih edilir. Su kabağı sap kısmından 1/3 oranında kesilir. Bu bölüme tekne adı verilir ve üzeri eskiden tavşan, günümüzde ise yürek zarı ile kaplanır. Tekne çapı yaklaşık 10-15 cm arasındadır. tekneden sonra sap ve burgular gelir. Gövdenin en alt kısmında, çalgıcının kabak kemaneyi dizine dayayıp çalması için demir çubuk vardır. Bu çubuk aynı zamanda kabak ile sapın birbirini tutmasını da sağlar. Kemane perdesiz bir çalgı olduğu için her türlü kromatik ve komalı ses elde edilebilir. Ses genişliği, 2,5 oktavdır.

Kabak kemane geçmişten günümüze kadar otantik görünüşünü korumuş bir halk çalgısıdır. Türkler kemane ve kemençe kültürlerini üç kıta üzerine yaymışlardır. "Iyık" Altaylarda "Yançak komus", Kırgızlarda "Kıl Kıyak", Türkmenlerde "Gıcak" gibi isimlerle anılmıştır. Kabak kemane yapılırken Su kabağı yukarı doğru incelen boğum altından kesilir ve üzerine yürek zarı veya deri geçirilir. Daha sonra kabağa ağaçtan sap (kol) monte edilir. Kemanenin aslı üç telli olup, daha geniş ses elde etmek için daha sonraları dördüncü bir tel ilave edilmiştir. Kabağın çapının büyük veya küçük olması elde edilecek sesin tiz veya pes olması sonucunu doğurur. İki eşik arası (üst ve alt eşik) normal şartlarda 32-33 cm. uzunluğunda olmalıdır. Ancak derinin az veya çok gergin olması bu uzaklığın değişmesinde etkendir. Şu anda kemanede normal bağlama telleri (çelik ve sırma) kullanılmaktadır. Ancak kemanenin doğal yapısı ile orantılı olarak keman telleri de kullanılabilir. Sazımız at kılıfından yapılmış yay ile çalınır. İyi, kaliteli ve gür ses elde etmek için kıllar üzerine reçine sürülür. Tizden peste doğru, bağlamaya göre 1-Re, 2-La, 3-Re, 4-Sol şeklinde akort edilir.

 

Karadeniz Kemençesi : 

Güneydoğu Karadeniz bölgesinde yaygın olan ve rebap, keman türü yaylı çalgılarla akraba olduğu sanılan, bir yay yardımıyla çalınan üç telli geleneksel halk çalgısının adı olup, klasik kemençe ile karıştırılmasını önlemek amacıyla Karadeniz kemençesi ya da Laz kemençesi olarak da adlandırılmaktadır.

Tarihçe :

Bilinen en eski yaylı enstruman olan rebap (Arapça rababah) Avrupa’ya, 9. yüzyılda Bizans üzerinden (lyra adıyla) ve MS 11. yüzyılda Müslüman Arapların kontrolü altında olduğu dönemde İspanya üzerinden Rebec adıyla iki koldan yayılmış, Ortaçağ ve Erken Rönesans dönemi boyunca yoğun olarak kullanılmıştır.[1] Çok sayıda farklı teoriye karşın Karadeniz kemençesinin Rumlar tarafından Kapadokya kemanesi olarak da adlandırılan Kabak kemaneden form olarak ne zaman farklılaştığı kesin olarak bilinmemektedir.

Coğrafi dağılım :

Karadeniz kemençesi temel müzik aleti olduğu Giresun,Ordu ile Trabzon'un yanısıra Kuzey Gümüşhane ve Batı Rize'de, kısmen Samsun sahilinde, Cumhuriyet döneminde Karadenizlilerin topluca göç ettiği Adapazarı, İzmit köylerinde ve büyük şehirlerde, 1923 mübadelesiyleYunanistan'a giden Rumlar tarafından başta Selanik olmak üzere Kuzey Yunanistan'da yer alan göçmen köylerinde kullanılmaktadır.

Akort :

Karadeniz kemençesi genellikle beş yarım sesten oluşan aralıklarla örneğin G [sol] –D [re] –A ([la]) veya E [mi] –A [la] –D [re)formunda akort edilmekle birlikte, nadiren de olsa tulum ezgileri çalınmak istendiğinde (özellikle Trabzon Maçka ve Kuzey Gümüşhane'de) da (A [la] – A [la] – D [re] formu kullanılmaktadır. Mübadeleye kadar Rumlar tarafından Trabzon ve Gümüşhane'de yoğun olarak kullanılan tulum 1970'lere kadar Trabzon'un Holo [3] ve Maçka bölgelerinde de Müslümanlar tarafından kullanılmıştır. Geçmişte yaygın olarak yapılan küçükbaş hayvancılığın terkedilmesi tulum ve şimşir kavalın yerini kemençeye bırakması sonucu getirmiş olmalıdır.

 


3- Nefesli Çalgılar

Zurna :

Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır Sesinin gürlüğü nedeniyle daha çok açık alanlarda; köy düğünlerinde, asker uğurlamada, spor faaliyetlerinde, halk oyunlarında ve benzeri törenlerde çalınmıştır Osmanlı döneminde mehter takımının birincil melodi çalgısı olmuştur Orta oyununda da kullanıldığı bilinmektedir Daha çok davul eşlikli çalınmaktadır Entenasyonun sağlanmasındaki güçlük ve ses hacminin çokluğu nedeniyle çalgı topluluklarında kullanılmaktadır Ancak son yıllarda bazı halk müziği çalgı topluluklarında kullanıldığı görülmektedir.

Yaklaşık iki oktavlık ses mesafesi olan zurnanın üstte yedi, altta bir olmak üzere sekiz tane melodi perdesi bulunmaktadır Arka tarafındaki perde, ön tarafındaki kamış kısmına doğru ilk iki perdenin arasına gelecek şekildedir Perdeler yaklaşık 6-8 mm çapında daire biçimindedir Boyu 30 ile 60 cm arasında değişmekte olup melodi perdelerinin bittiği kısımdan itibaren huni biçiminde genişlemektedir Bu kısma kalak adı verilmektedir Üflenen kısmında ucuna kamış takılan ince boru şeklinde bir mil vardır Bu mile Metem adı verilmektedir Ayrıca nefes alma tekniğini kolaylaştırmak için ortası delik daire biçiminde bir parça metem üzerine geçilir Bu parçaya Avurtluk adı verilmektedir Ağız içi boşluğuna biriktirilen hava kamıştan üflenirken burundan aynı anda nefes alınarak kesintisiz çalma tekniği zurna çalımında en çok kullanılan tekniktir.

Melodi perdelerinin dışında, kalak kısmı üzerinde yedi tane delik vardır ki bu delikler melodi perdelerinden daha küçük çaptadır Bu deliklere şeytan deliği veya cin deliği adları verilmektedir Bu delikler çalgıcının ses buluşuna göre balmumu veya benzeri maddelerle kapatılabilmektedir.

60 cm ile 30 cm arasında değişik ebatlarda olduğunu belirttiğimiz bu çalgıyı ses rengine göre; Kaba Zurna, Orta Kaba Zurna ve Cura Zurna (Zil Zurna) olmak üzere üç çeşittir Genellikle erik, kayısı, şimşir, ceviz vb ağaçlarından yapılmaktadır.

Kaval :

Üflemeli bir Türk Halk çalgısıdır Halk arasında çoban çalgısı olarak bilinir Değişik yörelerde Guval, Kuval adlarıyla da bilinmektedir Çobanın kaval ile koyun sürüsünü yönlendirdiği inanışının halk arasında yaygın olduğu bilinmektedir Kaval kelimesinin içi boş anlamına gelen 'Kav' kökünden türediği sanılmaktadır.


Ses mesafesi yaklaşık 2, 5-3 oktavdır Günümüzde halk müziği çalgı toplulukların önemli bir renk çalgısı olarak kullanılmaktadır Topluluk içinde solo çalgı olarak kullanılabilen bir çalgıdır Diğer çalgılarla birlikte çalınabilen kaval ses özelliğini korur.


Kaval belli standarda göre üretilmediğinden ebatları hakkında ancak uzunluğunun 30 cm ile 80 cm arasında değiştiğini çapının ise yaklaşık 1,5 cm olduğunu söyleyebiliriz Üst kısmında 7, alt kısmında ise 1 melodi perdesi bulunmaktadır Bu perdeler dışında kavalın alt kısmında da Şeytan Deliği ve Hazreti Ali adı verilen 4 perde daha vardır.


Kavalın Dilli Kaval ve Dilsiz Kaval olmak üzere başlıca iki çeşidi vardır Genellikle erik ağacından yapılmaktadır.

Halk Müzigi Orkestralarinin Kavalla Tanismasi :

Çoban sazi olarak bilinen ve sadece yalniz çalinabilecegi düsünülen kavalin ülkemizde orkestra içinde ilk kullanilisi Arif Sag ile baslar. Daha sonra Sinan Çelik kavalin fiziki ve perde yapisi üzerinde uzun çalismalarda ve arastirmalarda bulunarak günümüzdeki yere gelmesini sagladi. Ses alaninin genisligi ve perde yapisinin kromatik olmasi halk türkülerinin kavalla basarili bir sekilde icra edilmesine olanak saglamaktadir.

Bugulu ve dramatik ses tonuyla, uzun havalari ve agir türküleri, lirik ses tonuyla da coskulu havalari (barlari, halaylari, horalari, horonlari, zeybekleri, karsilamalari) büyük bir basariyla icra etmek mümkündür.

Sinan Çelik, çaldigi yüzlerce albüm kaydiyla, kavalin halk müzigi içinde olmasi gereken yere oturmasini saglayarak, kavalin yaygin olarak kullanilmasina büyük katkida bulundu. Bugün yüzlerce genç orkestralarda kaval çalmakta ve kaval her geçen gün ileri düzeyde icra edilerek hak ettigi yere ilerlemektedir. 

Çığırtma :

Üflemeli Türk Halk çalgısıdır.

Çığırtma, kartalın kanat kemiğinden yapılır.

Daha çok çobanlar tarafından kullanıldığı bilinen bu çalgı, günümüzde unutulmaya yüz tutmuş çalgılardandır.

Altısı üstte birisi altta olmak üzere toplam yedi tane melodi perdesi vardır.

Boyu yaklaşık 15-30 cm kadardır.

 

Mey - Meyzenlik - Mey Ve Meyzenliğin Özü ?

Mey :

Hiç düşündünüz mü,dünyada ismi içki ismi olan,bu tek çalgıya neden bu ismi yakıştırmışlardır ?
Açıkcası çok defa düşündümNeden bu böyledir;başka isim mi kalmamıştı;veyahut ismi zamanla değişime mi uğramıştı ?
Belki,dinleyicilerde şarap(Mey) içmişcesine bir sarhoşluk verdiğinden ; belki de isim benzeri olan Davudi Ney'e ses olarak benzediğinden;
veyahut çalındığında,şarap gibi bu dünyanın dertlerini unutturduğundandır. Kimbilir...

Mey görünürde,ördek gagasına benzeyen kargıdan yapılmış bir başlık ve gövdesi olan bir tahta parçasından oluşmaktırdır
Ancak bu kargı-tahta parçasının garip bir özelliği vardırHem erik ağacının yurdundan ayrı düşme hüznünü hem de kargının o
sulak topraklara hasretliğini anlatmaktadır.

Hepimizin bildiği üzere,Ney'in gerek edebiyat tarafından,gerekse felsefe tarafından bir ruhu,bir duygusu olduğu anlatılırİşin aslı,aynı durum Mey için de geçerlidirAncak arada çok büyük bir fark vardır :
Ney ruhani dertleri hüznü anlatır ve bu duygular ile çağlarMey ise insani dertleri anlatır.
Kimi zaman aşkı anlatır,kimi zaman ölüm hüznünü,kimi zaman gurbet acısınıKısacası insani dertleri ve duyguları anlatır.

Yukarıda anlattıklarımı lütfen,abartma-felsefe-edebiyat yapma olarak görmeyinBu bir gerçektirMey'in böyle bir özelliği vardır ki bu özelliğini Meyzenler iyi bilir.



Peki Meyzen'lik nedir ?

Meyzen'lik,Mey'e gönülden bağlanmaktır;onca ustalığına rağmen Mey'in sesini duyduğunda yüreğinin bam telinin titremesidir ; Meyzen'lik,Mey'in ruhundan anlamaktırMeyzen'lik,Mey ile uzun havalar çalmak;bilinmeyen ezgiler oluşturmaktır.
Bu dediklerimi şu örnekle sizlere daha iyi anlatacağımı sanıyorum: İnat eden,çalışan herkes Ney üflerHatta çok iyi Ney üfleyicisi olur ama Neyzen olamazNeyzen olamadığı gibi Ney taksimi geçemez.

Özetle Mey ve Meyzen'lik gönülden gelen aşktır,dertleri derde katıp dertlenmedir,sevdadır.

Mey En Güzel Nerelerde İcra Edilir ?

Mey,en güzel Doğu ve Güneydoğu Anadolu türküleri,uzun Havalar,halaylar ve bar havalarında icra edilir
Bundan başka türküler'de icra edilmez mi ? Elbetteki edilir ama o ruhu o türkülere tam anlamı ile katamaz

Mey Çeşitleri :

Bilindiği üzere Mey'in üç çeşidi vardır : Cura Mey , Orta Mey , Ana Mey
Cura ve Orta Mey : En sık kullanılan Mey çeşitleridirCura Mey,semahlarda ve türkülerde,Orta Mey,türkülerde,halaylarda ve yer yer bar havalarında ustalıkla icra edilebilir.

Ana Mey : En az kullanılan Mey çeşididirDaha çok uzun havalarda,bazı halaylar ve bar havalarında kullanılır.
Ancak tüm bu dediklerime rağmen her ustanın devamlı olarak kullandığı bir Mey çeşidi vardır. Örneğin Deniz Selman ustamız genellikle Orta Mey'i,Zafer Taşdan Ana Mey'i kullanır.

Tulum :

Tulum,  Koyun veya keçi derisi ve bu deriden yapılan yağ saklama kabı.

“Keçinin veya koyunun tulumu çıkartılır Tulumun boğaz kısmıyla kolları bağlanır, tulumun arka kısmından içine yağ basılır, arka kısmı da bağlanarak yayladan köye getirilir” GB 117 (Hemşin)

2 müz Genellikle oğlak (çebiç) derisinden, hayvanın gövde kısmı kesilerek, derisinin temizlenip, delik yerleri bağlanıp, ön ayaklardan birine lülük (boru), arka ayak-larından birine de nav takılarak yapılan ve lülükten şişirildikten sonra, sıkışan havanın nav içinde bulunan çimonlar (Trabzon’da çimbon/ zimbon) sayesinde ses elde edilen komalı pentatonik (beşsesli) bir nefesli çalgı adı dır (daha çok si ve la tonlarında akort edilir)

Tulum, Çayelinden doğuya doğru Pazar, Ardeşen, Hemşin, Çamlıhemşin, Fındıklı, Arhavi, Hopa, Borçka, Şavşat, Yusufeli, İspir ve Şebinkarahisar ilçelerinin köylerinde, ayrıca güneyde Gümüşhane ve Erzurum illerinde daha çok düğünler ve yayla şenliklerinde çalınmaktadır.

1923 mübadelesi öncesinde Trabzon’lu Rumlar tarafından Santa, Gümüşhane, Maçka, Krom ve İmera bölgelerinde çalınmak-taydı Sürmene ve Çaykara Holo köylerinde, Şebinkarahisar’da bir iki kuşak öncesine değin kaval ve kemençe kadar olmasa da tek tük tulum çalanlara rastlanmaktaydı Tulum yapılacak keçi yavrusunun (çebiç) bir yaşından küçük olmamasına dikkat edilir. Daha küçük hayvanların derisi çok yumuşak olduğundan çabuk deforme olmaktadır Deri zedelenmeden çıkartıldıktan sonra, küllü suda 2-3 gün bekletilerek tüylerin kendiliğinden dökülmesi sağlandıktan sonra tabak-lanır Tulumun kuruyup hava kaçırmaması için sürekli olarak yağlanması (genellikle badem yağıyla) gerekmektedir, aksi halde de-forme olup özelliğini kaybetmektedir.

Özellikle Hemşin ve civarında göze hoş görünmesi için, tulumun üzeri çeşitli desenli kumaşlarla kaplanmaktadır.
Tulumun içi hava ile doldurulan gövde bölümüne “guda”, “dankiyo”, “post”, “göv-e” adları verilmektedir.
Evliya Çelebi Seyehatnamesi’nde “tulum duduki” olarak geçen enstruman, Trakya’da gayda (Bulgaristan gaida, Makedonya gaj-de), Ermenistan’da parakapzuk, Gürcistanda gudastvri, Acaristan’da çiboni, Marj’larda (Çerkes) shuvyr, Çuvaşlarda sahbr, shapar, Macaristanda duda UA (

Gayda adı Türkçe olmayıp, kuzeydoğu Trakya’da yaşayan Bulgarlardan ödünç alın-mış olmalıdır Arapça ghaidā, ghaita, ghā’ita formları kayıtlı olup Morocco’da kamışlı enstrumanlara verilmektedir FMI 549.

Sipsi :

Halk çalgılarımızın üfleme ile (nefesli) çalınan en küçük boylu çalgılarından birisi olup,Sipsi adı ( İnce küçük ) anlamına gelirGöl kenarlarında, sazlıklarda veya sulak arazilerde yetişen, kamış veya kargı dediğimiz malzemeden yapılır. Bu malzemeleri çeşitlilik gösterir Bunların et kalınlığı (iç çapı) 4-5 mm olanları kullanılırEge bölgesinde ve Teke yöresinde kullanılan çalgılardandır.

Batı Akdeniz Bölgesinde özellikle teke yöresi; denilen Burdur, Isparta, Denizli, Muğla, Afyon ve Antalya'nın özellikle Korkuteli Elmalı dolaylarında en fazla da Burdur'da ve yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Sipsi ile çalınan halk ezgilerinin oyunlu alanlarına "sipsi oyunları" da denilmektedir. Genellikle teke yöresinde sipsi ile çalınan ezgilerin ölçüleri dokuz zamanlıdır. Sipsi’nin boyu biçimi ve perde sayısı her çalan ve yapan ustaya göre değişmektedir.Gövde kısmı 20cm kadardır. 1 veya 1,5 oktav civarında ses genişliği vardır. Genellikle 6 veya 7 adet ses perdesi olanlar kullanılmaktadır. Kamıştan yapılır ve iki parçalıdır. Birinci kısım ağızlıktır aynı zamanda sipsinin ses veren (öten) kısmıdır İkinci kısım üzeri deliklerin açıldığı gövde kısmıdır. Ağızlık denen birinci kısım, sipsinin (gövdenin) içine girebilen çapı daha dar ve ince kamıştan yapılır. Uzunluğu da 3 ya da 4 cm dir. Borusu kemik ve ağaçtan yapılanları da vardır. Kuvvetli bir nefesle çalınır. Gür bir sesi vardır. Sipsinin kendine özgü ve çok ilginç bir akortlama sistemi vardır. Ağızlığın gövdeye geçen kısmındaki açılmış olan kapağın üzerine iplik dolanır. Böylece aşağı yukarı oynatmak suretiyle istenilen akort elde edilmiş olur. Yine ağızlığın üzerine açılan kanalın içine saç kılı geçirilerek, ayarlanmış akordun değişmemesi sağlanır. Sipsi görünüm olarak küçük, çalınış itibarıyla çok zor olan nefesli hak çalgılarımızdan birisidir. Eksik perdeli oluşu çalınmasını bir kat daha güçleştirir. Ancak eksik perdeli olması yöre özelliğindendir. Yedi delikli sipsilerin, alttan iki deliği açık olmak üzere diğer delikler kapatılarak çalınır. Ağızlığın baş kısmı dil ile veya herhangi bir madde ile kapatılarak üflenir. Sipsinin kenar seslerinde devamlı olarak üstten beş delik (perde) kapalı olarak tutulur. (arka delik dahil) En önemli özelliklerinden bir tanesi nefes alıp verme, yani sesi hiç kesmeden sürekli olarak nefes çevirme olayıdır. Bu nedenle sürekli çalındığı için sipsi çalanın dudakları yorulmaktadır ve ağızlık ile gövdenin birleştiği yere bazen zurnada olduğu gibi plastik bir maddeden 'lüle' denen araç geçirilir. Bunun görevi ise yorulan dudakları bir lüleye dayamak koşuluyla dinlendirmek ve daha uzun süre çalınmasını sağlamaktır. Sipsi çalabilmek için önce güçlü bir nefese ihtiyaç vardır. Boğaz,Gurbet,Teke ve Zeybek havalarının en güzel seslendirildiği bir halk çalgımızdır.

Davul :

Türk vurmalı çalgılarının sembolü olarak kabul edilmektedir.

Davul tarihimizde çok değişik amaçlarla kullanılmıştır.

Türkiye’nin her yerinde değişik cins ve boylarda davul bulunmaktadır. Kasnak, ip ve deri olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Tokmak ana ritmi, çubuk ise detayları çalmaktadır.

Genellikle küçük davul, orta davul, büyük davul ve koltuk davulu gibi mahalli boyları ve adları bulunmaktadır.

Türklerde kullanılan en eski çalgıdır. Sesinin gür oluşu ve etkisi nedeni ile bir haber aracı olarak ta kullanılmıştır.

 

Nağara : 

Orta Asya’da Kös-Tavıl olarak ortaya çıkmıştır. Çağlar boyunca bazı değişikliklere uğrayarak, bugünkü şeklini almıştır Kös, daha iri kasnaklı, muhtemelen sığır derisinden yapılır Bazen oyma kasnağa urganlarla gerilir, bazen de yaş iken eğilen ağaçlardan yapılan kasnaklara gerilirdi Boyuna asılarak çalını.r Anadolu’da yaygın olan Asma davul, Kösün gelişmiş ve değişmiş şeklidir, denilebilir.

Nağara

Mehter musikisindeki Nakkara da aynı ailedeki sazların başka bir türüdür Nağaradan daha küçüktür Çubuklarla çalınır Nakkara’nın halk müziğine uyarlanmış olanına da Goşa nağara denir ve ilimizde de kullanılır.

Nağara taşınma güçlülüğünden dolayı asma davul veya Kösün koltuk altına alınarak hareket halinde iken bile çalınacak şekilde yapılmış olanıdır Kasnağı ceviz ağacından yapılanı makbuldür. Genelde keçi derisinden yapılır Oğlak derisi daha makbuldür. Ses kalitesi oğlak derisinden daha tizdir. Gerek sanayinin gelişmesi, gerekse işin ticari bir sektöre dönüşmesi, nağaradaki derinin yerini suni plastik malzemeye bırakmasına vesile olmuştur. Yöre oyunlarının vazgeçilmez ritim sazlarındandır.

Tef : 

Vurmalı bir Türk Halk çalgısıdır. Hemen hemen her yörede mevcuttur.

Yaklaşık 20-40cm çapında, bir kasnak ve tek yüzüne gerilmiş ince bir deriden ibarettir. Kasnak üzerine açılan yarıklara 3-5 çift ince pirinçten yapılmış ziller geçirilerek çalgının ritminin zenginleşmesi sağlanmaktadır. Bazı yörelerde sade olanları da bulunmaktadır.Daha çok kadın eğlencelerinde kullanılmaktadır.

Daha büyük olanlarına “Daire” denilmektedir. El (parmak) ile çalınan vurmalı bir ritm çalgısıdır. Yöre ve çalan kişilere göre ''tarande, çingene, acem'' diye isimler almaktadır. Yaklaşık 30-40 santim çapında bir kasnağa gerilen oğlak derisinden olursa daha verimli olurDef (tef) elde havaya kaldırılarak ve zillerin şıkırtıları duyulsun diye sallanarak çalınır. Kırsal kesimde halen kına ve düğün gecelerinde bilhassa kadınlar eğlenmek için Def'i hem çalar hem oynarlar. Zilli Tef ve Zilsiz Tef olmak üzere iki çeşittir.

 

Kaşık :

Vurmalı bir Türk Halk Çalgısıdır.

Özellikle şimşir ağacından yapılanı makbuldür. Sap kısımları parmaklar arasına alınır, oval kısımları ise sırta gelecek şekilde avuç içine alınarak çalınmaktadır. Bunun dışında farklı tutuş biçimleri de vardır. Bursa çevresinde sapın sonunda oyma tekniği ile hareketli parçacıklar oluşturulmuş ve buna tongurdaklı kaşık adı verilmiştir. Anadolu’da eskiden beri kullanılan ve ağaçtan yapılan çorba kaşıkları aynı zamanda çalgı olarak ta kullanılmaktadır. Türkiye’nin özellikle Silifke ve Konya yöresi halk oyunlarında yaygın olarak kullanılmaktadır.